Öğrencileri okuyamayan ,öğrencileri de okutamaz

  • Bugün seminer dolayısıyla Bilecik/Bozüyükteydik öğretmen arkadaşlarla. Eğitimci yazar Sait Çamlıca seminerine konu olarak “Öğrencileri okuyamayan , öğrencileri de okutamaz” ı seçmiş, konuşma da bu minval üzere idi. Seminerden aldığım notlar ve kendi genişletmelerim ile:
  • Öğretmenlerin memlekete dönme algıları.
  • Aslan doğulmaz, olunur, bir anda olmuyor bazı şeyler, çaba mücadele….
  • Klasik anne-baba örneği : yemedik, yedirdik klişesi.
  • Klasik algılarla yoğrulmuşuz, default algılar, default değerler. *Default kavramını bilgisayarcılar iyi bilir 🙂
  • Öğrencileri yaş yaş okuyabilmek, mesela 16 yaş kafası.
  • Öğrencileri okuyabilmek aynı zamanda zamanı okuyabilmekle alakalı.
  • Hiçbir davranış sebepsiz değildir.
  • Okuldaki en yaramaz öğrenci, kalben en yaralı öğrenci aynı zamanda.
  • Yoklukta mı okumak önemli yoksa varlıkta mı? Tabiki varlıkta, şuan olan, yaşanılan bu, öğrenciler ve insanlar bolluk içinde ama değerler vs. birçok şey kaybediliyor.
  • Aslonan bilgiyi kullanabilmek becerisi, artık bilgi verenlere, aktaranlara yer yok.Öğretmenin rolü değişti, artık klasik yöntemlerde ısrar etmenin anlamı yok.
  • Ortaokullarda ve liselerde pano süslemeyi çok iyi biliyoruz, değerleri tam anlamıyla yansıtamıyoruz. (Peygamber kıssaları, La Fonteine masalları, Kelile ve Dimne, Bostan ve Gülistan ).Sabırlı ve merhametli olmayı kazandıramıyoruz mesela. Farklı yolları var bunların.
  • Her branş öğretmeni aynı zamanda biraz rehber öğretmeni olmak zorunda.
  • Kendini değiştiremeyen başkasını değiştiremez.
  • Kitap okuyanların ders başarı grafikleri hep yükselişte, doğru orantılı çünkü.
  • Beyni beslemek gerek, beyni aktif tut.
  • Bibliyoterapi : Kitap ile terapinin önemi gittikçe artıyor.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir